Javier Calleja-Conde’nin Bağımlılıkla ilgili en prestijli dergilerden Addiction Biology’de yayınlan makalesinde

Klasik psikodelikler ve alkol kullanım bozukluklari arasındaki ilişkiye bakılmış, insan ve hayvan çalışmalarının sistematik bir incelemesi yapılmıştır.

1950-1970’lerde şizofreni, anksiyete, duygudurum bozuklukları veya bağımlılık gibi çeşitli psikiyatrik patolojilerin farmakolojik tedavisinde psikodelik maddelere olan ilgi son zamanlarda tekrar canlanmıştır. Ketamin bugün depresyon tedavisinde yerini almışken diğer maddeler için bu umutlu arayış halen devam etmektedir. Bu sistematik inceleme ilginç olarak bağımlılığı olan bir maddenin tedavisi için başka bir maddenin kullanma olanağını değerlendirmektedir.

“Yaşın yanında kuru olmaz” alkol kullanıcıları arasında telaffuz edilen bir deyimdir. Alkol ile diğer bağımlılık yapıcı maddelerin bir arada olmayacağına vurgu yapılır. Yapılan çalışmalarda bu deyimin tersine alkol kullananlarda daha fazla uyuşturucu kullanımı, uyuşturucu kullananlarda da daha fazla alkol kullanımı olduğu bulunmuştur. Bunun istisnası LSD, psilosibin, ayahuasca ve meskalin gibi halisünojenik maddelerin alkolle ilişkisi olmuştur. Bu deyim bu maddeler için geçerli bulunmuştur.

Özellikle serotonerik 5HT2 reseptörleri üzerinden etkili olan LSD (liserjik asit dietilamid), psilosibin, ayahuasca ve meskalin gibi halisünojenik maddelerin alkolle ilişkisine dair yapılmış olan çalışmalar analiz edilmiştir. LSD daha eski tarihli insan çalışmalarında alkol alımı ve alkol içme isteğini azaltmada daha etkili bulunurken psilosibin ona kıyasla daha zayıf etkili bulunmuştur. Ancak son yıllarda yapılan hayvan model çalışmalarında psilosibinin alkolün subjektif etkilerini azaltmada LSD’ye göre daha etkili olduğu bulunmuştur.

Psilosibinin bilişsel mekanizmalar üzerinden etkili olduğu düşünülmektedir. Bu varsayıma göre öz yeterlilik, farkındalık, benlik algısında ve yaşamın anlamına dair değişiklikler oluşturmaktadır. Böylece bilişsel ve davranışsal olarak “kişisel dönüşüme” yol açmaktadır.

Kokain, metamfetamin, eroin, alkol gibi diğer bağımlılık yapıcı maddelere göre LSD, psilosibin, ayahuasca ve meskalin gibi maddelerin daha zayıf kullanım bozukluğu oluşturduğu ve daha az toksisite riski taşıdığı iddia edilmektedir. Bu maddeler de birçok ülkede ve ülkemizde yasaklı maddeler arasındadır.

Sonuç olarak Psilosibin yakın gelecekte Alkol kullanım bozukluklarının tedavisinde kullanılabilecek potansiyel bir ajan olarak değerlendirilmiştir.

Tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz
DOI: 10.1111/adb.13229
https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/adb.13229