📱 Hemen Randevu Alın
UZMANLIK ALANLARIMIZ

DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

Karanlık ve Aydınlık Uçlar Arasında Savrulmak Zorunda Değilsiniz

DEPRESYON

İçinizdeki Işık Söndüğünde: Depresyon ve Tedavisi

“Üzerimde Kalkmayan Bir Ağırlık Var”

Duygudurum Bozuklukları Major Depresyon, Bipolar bozukluk ve distimi gibi rahatsızlıkları tanımlar. Sabahları yataktan kalkmak size dünyanın en zor işi gibi geliyor mu?
Eskiden keyif aldığınız hobiler, dost meclisleri veya aktiviteler artık size anlamsız ve yorucu mu geliyor?
Kendinizi sürekli yorgun, isteksiz ve sanki “gri bir sisin” içinde yaşıyormuş gibi hissediyorsanız; yaşadığınız durum geçici bir hüzün değil, tıbbi bir tablo olan Majör Depresyon olabilir.

Hüzün mü, Depresyon mu? Farkı Nasıl Anlarsınız?

Hayatın içinde üzülmek, yas tutmak veya moral bozukluğu yaşamak son derece doğaldır. Ancak bu duygular genellikle bir nedene bağlıdır ve zamanla hafifler.
Depresyonda ise:

  • Süreklilik: Çökkünlük hali en az 2 haftadır neredeyse her gün devam eder.
  • Nedensizlik: Bazen görünürde her şey yolundayken bile kişi kendini derin bir boşlukta hisseder.
  • Umutsuzluk: “Bu hiç geçmeyecek” hissi hakimdir.

Depresyonun 3 Boyutu (Belirtiler)

Depresyon sadece “moral bozukluğu” değildir; bedeni, zihni ve duyguları eş zamanlı etkileyen sistemik bir hastalıktır.

1. Duygusal Belirtiler

  • Anhedoni (İsteksizlik): Hayattan zevk alamama, hiçbir şey yapmak istememe.
  • Değersizlik ve Suçluluk: “Ben yük oluyorum”, “Başarısızım”, “Hata yaptım” düşünceleri.
  • Boşluk Hissi: Ağlamak isteyip ağlayamama veya sebepsiz ağlama krizleri.

2. Fiziksel (Biyolojik) Belirtiler

  • Uyku Bozuklukları: Uykuya dalamama, sabah çok erken uyanma veya aşırı uyuma isteği.
  • İştah Değişiklikleri: Hızla kilo verme veya iştah artışına bağlı kilo alma.
  • Enerji Kaybı: Kolunu kaldıracak hali bulamama, kronik yorgunluk.
  • Cinsel İsteksizlik: Libido kaybı.

3. Bilişsel (Zihinsel) Belirtiler

  • Odaklanma güçlüğü, unutkanlık (“Kafam durmuş gibi”).
  • Kararsızlık (En basit menü seçimini bile yapamama).
  • Ölüm veya intihar düşünceleri (“Yaşamasam daha iyi”).

Neden Ben? (Bu Bir Karakter Zayıflığı Değildir)

Toplumda sıkça duyulan “Kafana takma geçer”, “Güçlü ol” gibi tavsiyeler depresyondaki bir insan için yaralayıcıdır. Çünkü depresyon bir irade sorunu değildir.

Bu, beynin ön bölgesindeki (Prefrontal Korteks) ve duygu merkezindeki (Limbik Sistem) Serotonin, Noradrenalin ve Dopamin gibi nörotransmitterlerin dengesinin bozulmasıyla oluşan biyolojik bir hastalıktır.
Genetik yatkınlık, çocukluk travmaları, hormonal değişimler veya kronik stres bu dengeyi bozabilir.

Maskeli Depresyon (Gülümseyen Depresyon)

Her depresyon yatakta ağlayarak geçmez. Özellikle iş hayatında aktif, sorumluluk sahibi kişilerde görülen **”Maskeli Depresyon”**da kişi;

  • Dışarıya karşı “Her şey yolunda” maskesini takar.
  • İşine gider, sosyal ortamlara girer, güler.
  • Ancak yalnız kaldığında derin bir çöküş ve tükenmişlik yaşar.
  • Genellikle açıklanamayan baş ağrıları, mide sorunları veya yaygın vücut ağrıları ile doktora başvururlar.

DEPRESYON TİPLERİ (TEK BİR YÜZÜ YOKTUR)

“Depresyon sadece ağlamak yada depresif hissetmek değildir.” Depresyon dendiğinde akla genellikle yataktan çıkamayan, sürekli ağlayan, zayıflamış biri gelir. Bu, “klasik” (melankolik) depresyon tablosudur. Ancak depresyon binbir suratlı bir hastalıktır. Belirtileriniz klasik tabloya uymasa bile, hissettiğiniz acı gerçektir ve tıbbi bir karşılığı vardır.

1. Atipik Depresyon (Gülümseyen Ama İçten Kanayanlar)

En sık görülen ama en çok “yanlış anlaşılan” türdür.
Duygudurum Tepkiselliği: Klasik depresyonun aksine, güzel bir olay olduğunda kişi anlık olarak sevinebilir, modu düzelebilir. Ancak kısa süre sonra tekrar o derin boşluğa düşer.
Kurşun Gibi Ağırlık: Kollarda ve bacaklarda fiziksel bir ağırlık hissi.
Aşırı Uyuma ve Yeme: İştahsızlık yerine aşırı karbonhidrat tüketme ve günde 10-12 saat uyuma isteği.
Reddedilme Hassasiyeti: Eleştiriye veya reddedilmeye karşı aşırı alınganlık.

2. Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (Kış Depresyonu)

Güneş ışığının azalmasıyla tetiklenen biyolojik bir döngüdür.
Döngü: Genellikle sonbaharda enerjinin düşmesiyle başlar, kışın zirve yapar ve ilkbaharda kendiliğinden düzelir (veya hipomaniye döner).
Belirtiler: “Kış uykusuna yatma” isteği, karbonhidrata aşırı düşkünlük, kilo alma ve sosyal geri çekilme.
Tedavi: İlaç tedavisine ek olarak gün ışığı (fototerapi) simülasyonları ve yaşam düzenlemeleri kritiktir.

3. Peripartum / Postpartum (Doğum Sonrası) Depresyonu

Bu, “Lohusa Hüznü” (Baby Blues) denilen durumdan çok farklıdır; ciddi bir tıbbi tablodur.
Hissiyat: Anne bebeğine karşı sevgisizlik, tahammülsüzlük veya zarar verme korkusu hissedebilir. “Ben kötü bir anneyim” suçluluğu baskındır.
Önemi: Hem annenin hem bebeğin sağlığı için acil psikiyatrik müdahale gerektirir. Tedavi edilmezse anne-bebek bağlanması kalıcı hasar görebilir.

4. Psikotik Özellikli Depresyon (Gerçeklikten Kopuş)

Depresyonun en ağır formudur. Kişinin gerçeklik algısı bozulur.
Belirtiler: Hastalık derecesinde suçluluk hezeyanları (“Ben dünyayı batırdım”, “Organlarım çürüyor”) veya gaipten sesler duyma görülür.
Tedavi: Mutlaka yatarak tedavi veya yoğun ilaç tedavisi (antidepresan + antipsikotik) gerekir.

5. Premenstrüel Disforik Bozukluk (PMDD)

Adet öncesi gerginliğin (PMS) çok şiddetli, psikiyatrik bir boyuta ulaşmış halidir.
Döngü: Adet görmeden önceki 1 hafta içinde başlayan şiddetli öfke, depresif ruh hali, intihar düşünceleri; adetin başlamasıyla bıçak gibi kesilir.
Neden: Beynin, hormonal değişimlere aşırı hassas tepki vermesidir.

Hangi Tipe Sahip Olduğunuz Neden Önemli? Çünkü her depresyonun ilacı ve terapi yöntemi aynı değildir. Mevsimsel depresyonda ışık ve ritim önemlidir, atipik depresyonda seçilecek ilaç grubu farklıdır, doğum sonrasında hormonlar gözetilmelidir.

Kadıköy Moda Psikoterapi Merkezi'nde Tedavi Yaklaşımı

Kadıköy Moda Psikoterapi Merkezi’nde; sizi “Depresyon” genel başlığı altına sıkıştırmadan, yaşadığınız özel durumu analiz ediyor ve “Kişiye Özel Tedavi Protokolü” uyguluyoruz. Depresyon, tedavisi en başarılı olan psikiyatrik hastalıklardan biridir. Ancak “bekleyerek” geçmez. Kliniğimizde Tıp Doktoru (Psikiyatrist) ve Psikoterapist kimliğimizle bütüncül bir yol izleriz.

1. İlaç Tedavisi (Biyolojik Onarım)

Depresyon, beynin kimyasal “yakıtının” bitmesi gibidir. Antidepresan tedaviler, tükenen serotonin depolarını yerine koyarak kişinin hayata tutunacak enerjiyi bulmasını sağlar.
Önemli Not: Antidepresanlar bağımlılık yapmaz, kişiliği değiştirmez. Sadece hastalığın yarattığı “sis perdesini” kaldırır.

2. Psikoterapi (Zihinsel Onarım)

Kişi biyolojik olarak toparlansa bile, depresyona neden olan düşünce kalıpları değişmezse hastalık tekrarlayabilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): “Ben yetersizim”, “Kimse beni sevmiyor” gibi otomatik olumsuz düşünceleri tespit edip değiştirmeyi sağlar.
Şema Terapi: Depresyonun kökenindeki çocukluk çağı şemalarını (Duygusal Yoksunluk, Kusurluluk) çalışır.

Son Söz: O İlk Adımı Atın. Depresyonun sesi size “Kimse sana yardım edemez” diye fısıldayabilir. Bu sese inanmayın. Bu, hastalığın bir belirtisidir, gerçeğin kendisi değil. Hayatın renklerini yeniden görebilmek ve o ağır yükü omuzlarınızdan atmak mümkün.

BİPOLAR BOZUKLUK (MANİK DEPRESİF)

İki Uç Arasında Yaşamak: Bipolar Bozukluk

“Ya Hep Ya Hiç” Dünyası

Hayatınız sanki bir hız treni (roller coaster) gibi mi?
Bazen kendinizi dünyanın en güçlü, en enerjik, en yenilmez insanı gibi hissedip, uykusuzluğa rağmen durmaksızın çalışabiliyor; ancak bir süre sonra hiçbir sebep yokken yatağa çakılıp, parmağınızı bile kıpırdatamayacak kadar derin bir karanlığa mı gömülüyorsunuz?

Eğer duygularınız “gri” alanda durmuyor, hayatı ya “çok siyah” ya da “çok beyaz” uçlarda yaşıyorsanız; bu durum kişilik yapınız değil, tedavi edilebilir biyolojik bir hastalık olan Bipolar Bozukluk (Manik Depresif) olabilir.

Bu Sadece 'Mod Değişimi' Değildir

Herkesin günü gününe uymaz. Ancak Bipolar Bozukluktaki değişimler, sıradan mutsuzluk veya neşeden çok daha keskin ve yıkıcıdır.
Bu, beynin duygu durumunu düzenleyen merkezindeki biyokimyasal bir “termostat” arızasıdır.

1. Mani / Hipomani Dönemi (Yüksek Uç)

Dışarıdan bakıldığında “çok neşeli” gibi görünse de aslında riskli bir dönemdir.
Aşırı Enerji: Günlerce çok az uykuyla (2-3 saat) durmak ama yorgun hissetmemek.
Hızlı Düşünce ve Konuşma: Zihinde fikirlerin uçuşması, konuşurken daldan dala atlamak, susturalamamak.
Riskli Davranışlar: Hesapsızca para harcama, ani iş kurma/batırma, riskli cinsel davranışlar, hızlı araba kullanma.
Özgüven Patlaması: Kendini peygamber, kurtarıcı veya çok önemli biri gibi hissetme.
*(Hipomani, bu belirtilerin daha hafif seyrettiği, hastanın işlevselliğinin tamamen bozulmadığı halidir.)*

2. Depresyon Dönemi (Düşük Uç)

Maninin sönmesiyle gelen, genellikle daha uzun süren çöküş evresidir.
• Ağır mutsuzluk, yataktan çıkamama.
• Değersizlik ve yoğun suçluluk hissi (“Ben her şeyi mahvettim”).
• Ölüm ve intihar düşünceleri.

BİPOLAR BOZUKLUĞUN TİPLERİ (Spektrumun Neresindesiniz?)

Bipolar Bozukluk tek tip bir hastalık değildir; bir yelpazedir (spektrum). Doğru tedavi için “Hangi Bipolar?” sorusunun cevabı hayati önem taşır. Çünkü Tip 1 ve Tip 2’nin seyri ve tedavi incelikleri birbirinden farklıdır.

Bipolar Bozukluk Tip 1 (Klasik Manik Depresif)

Hastalığın en bilinen ve gürültülü formudur. Tanı için en az bir kez tam “Mani” atağı geçirilmesi yeterlidir.
Mani Atağı: Hastanın işlevselliğini tamamen bozan, bazen hastaneye yatış gerektiren, en az 1 hafta süren aşırı coşku ve enerji halidir.
Belirtiler: Gerçeklik algısının kopması (hezeyanlar), aşırı para harcama, hiç uyumama, riskli cinsel davranışlar veya öfke patlamaları. Mani o kadar şiddetlidir ki, çevredekiler “Bu o değil, bambaşka biri oldu” der.

Bipolar Bozukluk Tip 2 (Sinsi ve Gözden Kaçan)

Bipolar Tip 2, teşhisi en zor konulan ve sıklıkla yanlışlıkla “Tekrarlayan Depresyon” sanılan türdür.
Farkı Nedir? Tip 2’de hasta hiçbir zaman tam “Mani” (coşkunluk) yaşamaz. Bunun yerine “Hipomani” adı verilen, daha hafif bir enerji yüksekliği yaşar.
Hipomani Tuzağı: Hipomani döneminde kişi çok üretken, az uyuyan, neşeli ve konuşkan olur. Bu durum hastaya “iyi” hissettirdiği için doktora bu dönemden bahsetmez. Sadece “Depresyon” dönemlerinde doktora gider.
Risk: Eğer hekim bu hipomani geçmişini sorgulamazsa ve hastaya sadece antidepresan verirse, hastalık şiddetlenebilir veya döngü hızlanabilir.

Neden İlaçsız Olmaz?

Bipolar bozukluk, diyabet veya tansiyon gibi kronik ve biyolojik bir hastalıktır. Beyindeki lityum dengesi ve nörotransmitter iletimi bozulmuştur. Bu yüzden sadece “konuşarak” veya “terapi yaparak” akut atakları durdurmak mümkün değildir. Mutlaka bir Psikiyatrist (Tıp Doktoru) kontrolünde ilaç tedavisi (Duygudurum Dengeleyiciler) şarttır. İlaçsız tedavi denemeleri, atakların sıklaşmasına ve beyin yapısının yıpranmasına neden olabilir.

Kadıköy Moda Psikoterapi Merkezi'nde Tedavi Yaklaşımı

Bipolar bozuklukta en büyük risk; hastanın iyi hissettiği an (mani dönemi) “Ben iyileştim, ilaca gerek yok” diyip tedaviyi bırakmasıdır. Bu yüzden biz Biyopsikososyal bir takip sistemi uygularız.
Bizim Yaklaşımımız: Kadıköy Psikoterapi Merkezi’nde, depresyon şikayetiyle gelen her danışanda mutlaka geçmişteki enerji yüksekliklerini (hipomaniyi) sorgular, Tip 2 ihtimalini titizlikle değerlendiririz.

1. Tıbbi (Medikal) Tedavi

Psikiyatrist Dr. Elvan Çiçekçi tarafından;
• Sizin biyolojik yapınıza en uygun, yan etkisi en az olan ilaçlar seçilir.
• Kan düzeyleri (Lityum düzeyi vb.) düzenli takip edilir.
• Amaç: Sizi donuklaştırmak değil, o “iki uç” arasındaki dalgaları yumuşatarak dengeye (Ötimi) getirmektir.

2. Psikoterapi ve Psikoeğitim

İlaç biyolojiyi dengelerken, terapi yaşamı düzenler.
• Hastalığı Tanıma: Yaklaşan atağın ayak seslerini (uykusuzluk, sinirlilik vb.) erkenden fark etmeyi öğrenirsiniz.
• Yaşam Ritmi: Uyku ve beslenme düzeni, bipolar beyni için ilaç kadar önemlidir.
• İlişki Yönetimi: Atak dönemlerinde bozulan aile ve iş ilişkilerini onarmak için destekleyici çalışmalar yapılır.

Son Söz: Denge Mümkün. Bipolar bozukluk, ömür boyu süren bir yolculuktur ama bu yolculukta direksiyonun hakimiyetini kaybetmek zorunda değilsiniz. Tarihte birçok sanatçı, lider ve yazarın da sahip olduğu bu “enerjiyi”, yıkıcı değil yaratıcı bir güce dönüştürmek mümkündür.

SİKLOTİMİ (SİKLOTİMİK BOZUKLUK)

Duygusal Hız Treninde Yaşamak: Değişken Bir Hava Durumu Gibi

Kendinizi bildiniz bileli ruh halinizde sebepsiz dalgalanmalar mı yaşıyorsunuz? Birkaç gün çok enerjik, yaratıcı ve sosyal hissederken; hemen ardından gelen günlerde içinize kapanık, karamsar ve tahammülsüz mü oluyorsunuz?
Bu dalgalanmalar Bipolar Bozukluktaki kadar yıkıcı değilse de, hayatınızın dengesini bozacak kadar yıpratıcı mı?
Eğer cevabınız evet ise, Siklotimik Bozukluk (veya halk diliyle Mizaç Dalgalanması) yaşıyor olabilirsiniz.

Nedir?
Siklotimi, Bipolar Bozukluğun daha hafif ama kronik (uzun süreli) halidir. Kişi en az 2 yıl boyunca, ne tam depresyon ne de tam mani kriterlerini karşılayan, ancak sürekli değişkenlik gösteren bir ruh hali içindedir.
Yaşam Etkisi: “Dengesiz” olarak etiketlenmekten korkarlar. Bir gün verdikleri sözü ertesi gün tutmak istemeyebilirler. İlişkilerde ve iş hayatında istikrar sorunu yaşarlar.

Neden Tedavi Edilmeli?
Siklotimi tedavi edilmezse, zamanla %15-50 oranında Bipolar Bozukluk Tip 1 veya Tip 2’ye dönüşebilir. Erken müdahale ve Duygudurum Dengeleyici ilaç tedavileri, bu “duygusal hava durumunu” sabitlemek ve hastalığın ilerlemesini durdurmak için şarttır.

DİĞER TANIMLANMIŞ DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

Bazı durumlar kitaplardaki (DSM-5) klasik tanımlara tam uymayabilir ama kişinin hayatını kısıtlar. Kliniğimizde, bir tanı kalıbına sığmayan durumları da “kişiye özel” olarak ele alırız.
Hızlı Döngülü Bipolar: Bir yıl içinde 4 veya daha fazla atak geçirilmesi durumudur. Tedavisi hassasiyet ve yakın hekim takibi gerektirir.
Mevsimsel Özellikli Duygudurum Bozukluğu: Sonbahar ve kış aylarında düzenli olarak başlayan, enerjinin çekildiği, ilkbaharda ise kendiliğinden düzelen depresyon türüdür.

Önemli Not: Duygudurum bozukluklarının tanısı, 10 dakikalık bir görüşmeyle konulamaz. Yanlış tanı (örneğin Bipolar birine sadece antidepresan vermek), durumu daha karmaşık hale getirebilir. Bu yüzden teşhis süreci; bir Tıp Doktoru (Psikiyatrist) tarafından, geçmiş yaşantınız, aile öykünüz ve biyolojik döngüleriniz detaylıca incelenerek yapılmalıdır.

DİSTİMİ (KALICI DEPRESİF BOZUKLUK)

'Benim Yapım Böyle' Demeyin, Bu Bir Hastalık! (Yıllardır Süren Gri Bulut)

Majör depresyon, kişinin hayatına aniden düşen bir “yıldırım” gibidir; yıkar geçer. Distimi (Kalıcı Depresif Bozukluk) ise yıllarca süren “kapalı, gri bir hava” gibidir.
Bize başvuran danışanlarımız genellikle şöyle der: “Hocam ben kendimi bildim bileli böyleyim. Mutsuzluk benim karakterim.”
Hayır, mutsuzluk sizin karakteriniz değil. Siz, Distimi adı verilen, düşük yoğunluklu ama uzun süreli (kronik) bir depresyonun etkisi altındasınız.

Belirtileri Nelerdir?
Kişi, en az 2 yıl boyunca günlerin çoğunda şu hisleri taşır:
Kronik Yorgunluk: Dinlenmekle geçmeyen bir halsizlik.
Düşük Özgüven: Kendini yetersiz, başarısız veya “eksik” hissetme.
Karamsarlık: Geleceğe dair umutsuzluk, “Nasıl olsa düzelmeyecek” inancı.
İşlevsellik: Bu kişiler genellikle işlerine gider, hayatlarını sürdürürler (Yüksek İşlevli Depresyon), ancak hayattan hiç tat almazlar. Sadece “idare ederler.”

Çifte Depresyon Tehlikesi
Distimisi olan bireylerin üzerine zaman zaman Majör Depresyon atakları da eklenebilir. Buna “Çifte Depresyon” denir ve kişinin dayanma gücünü tamamen tüketir.

Tedaviyle “Renkler” Geri Gelebilir
Yıllardır böyle hissediyor olmanız, ömür boyu böyle hissedeceğiniz anlamına gelmez.
Distimi, beyindeki kronikleşmiş serotonin düzensizliğidir.
İlaç Tedavisi: Kronikleşmiş kimyasal dengesizliği onarır.
Psikoterapi (Şema ve BDT): Yıllar içinde kemikleşmiş “Ben başarısızım”, “Mutluluğu hak etmiyorum” inançlarını yıkar.

Tedavi sonrası hastalarımızın en sık kurduğu cümle şudur: “Meğer ben yıllardır yaşamıyormuşum, sadece nefes alıyormuşum.”

PREMENSTRÜEL DİSFORİK BOZUKLUK (PMDD)

Her Ay Aynı Kâbusu Yaşamak: Ağır Adet Öncesi Sendromu

“Ayın O Haftası Geldiğinde Başka Birine Dönüşüyorum”

Takvime baktığınızda o günlerin yaklaştığını görüyor ve korkmaya mı başlıyorsunuz?
Normalde sakin, anlayışlı ve neşeli biriyken; adet (regl) döneminizden önceki hafta aniden tahammülsüz, öfkeli, sürekli ağlayan veya içine kapanık birine mi dönüşüyorsunuz?
Adet kanamanızın başlamasıyla birlikte sanki üzerinizden bir büyü kalkmış gibi rahatlıyor, “Benim neyim var, neden sevdiklerimi kırdım?” diye pişmanlık mı yaşıyorsunuz?
Eğer bu döngü her ay hayatınızı, işinizi ve ilişkilerinizi sabote ediyorsa; yaşadığınız durum basit bir “adet sancısı” veya “PMS” değil, tıbbi tedavi gerektiren Premenstrüel Disforik Bozukluk (PMDD) olabilir.

PMS mi, PMDD mi? (Farkı Hayatidir)

Kadınların %70’i adet öncesi hafif gerginlik (PMS – Premenstrüel Sendrom) yaşar. Karnı şişer, tatlı ister, biraz hassaslaşır ama işine gücüne devam eder. PMDD ise kadınların sadece %5-8’inde görülür ve çok daha şiddetlidir.
PMS: Rahatsız eder ama hayatı durdurmaz.
PMDD: Kişinin işlevselliğini bozar. İşe gidememesine, eşiyle boşanma noktasına gelmesine, hatta intiharı düşünmesine neden olabilir.

Neden Olur? 'Hormonlarım mı Bozuk?'

Hayır, yapılan testlerde PMDD hastalarının hormon seviyeleri (Östrojen, Progesteron) genellikle normal çıkar. Sorun hormonların miktarında değil, beynin bu hormonlara verdiği yanıttadır.
Sizin beyniniz, adet döngüsündeki doğal hormonal dalgalanmalara karşı aşırı hassastır. Bu dalgalanma, beyindeki mutluluk ve sakinlik hormonu olan Serotonin seviyesini düşürür. Serotonin düştüğünde ise depresyon ve öfke ortaya çıkar. Yani bu, sizin “kaprisiniz” veya “şımarıklığınız” değil; nörobiyolojik bir olaydır.

Vücudunuzda ve Zihninizde Neler Oluyor?

PMDD belirtileri, yumurtlamadan sonra (adetten 7-10 gün önce) başlar ve adetin başlamasıyla (ilk 1-2 gün içinde) bıçak gibi kesilir.
1. Duygusal Belirtiler (En Yıpratıcı Kısım):
• Patlayıcı Öfke: Sudan sebeplerle evde veya iş yerinde büyük kavgalar çıkarma.
• Derin Üzüntü: Sebepsiz yere ağlama krizleri, umutsuzluk.
• Yoğun Anksiyete: Sürekli “kötü bir şey olacakmış” hissi, gerginlik.
• Kontrol Kaybı Hissi: “Delirecek gibiyim”, “Kendimi tutamıyorum” düşünceleri.
2. Bilişsel Belirtiler:
• Odaklanma güçlüğü, unutkanlık (“Zihnim sisli gibi”).
• Karar verememe, paranoik düşünceler.
3. Fiziksel Belirtiler:
• Aşırı uyku hali veya uykusuzluk.
• Göğüslerde aşırı hassasiyet, eklem ağrıları.
• İştah değişimleri (Özellikle karbonhidrat ve çikolata krizi).

Kadıköy Moda Psikoterapi Merkezi'nde Tedavi Yaklaşımı

PMDD, “geçer” diye beklenerek düzelmez; menopoza kadar devam edebilir. Ancak tedavisi oldukça yüz güldürücüdür. Bir Jinekolog ile Psikiyatristin yaklaşımı farklıdır; biz sorunu beyin kimyası üzerinden çözeriz.
1. İlaç Tedavisi (Biyolojik Onarım): Tedavinin en etkili ayağıdır. Ancak her gün ilaç kullanmak zorunda olmayabilirsiniz.
• Aralıklı Tedavi: Bazı hastalarımızda antidepresan (SSRI) tedavisini sadece şikayetlerin olduğu o 10 günlük dönemde (Luteal Faz) uygularız.
• Sürekli Tedavi: Belirtiler çok şiddetliyse sürekli kullanım önerilir.
Bu ilaçlar hormonlarınızı değiştirmez; sadece beyninizin hormon dalgalanmalarından etkilenmesini engeller. “Zırh” görevi görür.
2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): O zorlu haftada stresle baş etme stratejileri geliştirmenizi, öfke patlamalarını yönetmenizi ve “Ben kötü biriyim” suçluluğundan kurtulmanızı sağlar.
3. Yaşam Tarzı Düzenlemeleri: Kafein ve tuz tüketiminin o hafta azaltılması, uyku düzenine dikkat edilmesi, egzersiz (Doğal endorfin salgısı için).

Son Söz: Hayatınızdan Çalınan O Haftayı Geri Alın. Yılın 12 haftasını (toplamda 3 ayını) öfkeli, mutsuz ve acı içinde geçirmek zorunda değilsiniz. Kendinizle ve sevdiklerinizle barışmak, ayın her günü “kendiniz gibi” hissetmek mümkündür.